|
Bütçe Görüşülürken... Kartal Kağan Karaca
12 Aralık 2007 19:11
KARACA KÖŞE
Kartal Kağan Karaca
kartalkagankaraca@hotmail.com
Bütçe Görüşülürken
Bütçe sözcüğü Latince’de Bulga olarak geçiyor “Devlet gelir ve giderlerinin toplandığı çanta” olarak tanımlanıyor.
Osmanlı’da Tanzimattan sonra kullanılmaya başlandı.
1855 de düzenlenen “Bütçe Nizamnamesi” bütçe anlamında kullanılsa’da Belgelerde “Muvazene Defteri” olarak geçmektedir.
Daha sonra 1876 tarihli Anayasa’da Bütçe kelimesi yer almıştır. Bütçenin de içinde yer aldığı yasa, uzun yıllar “ Muvazene-i Umumiye Kanunu” olarak adlandırılmıştır. 1961 Anayasasında “Milli Bütçe” Deyimi Kullanılmış ve daha sonradan “Bütçe Kanunu” denilmeye başlanmıştır.
Bütçeyi bilimsel olarak Paul Leroy “ Bütçe belli bir dönem içinde toplanacak gelir ve yapılacak harcamaların tahmini ve karşılaştırmalı cetveli olup yetkili organlar tarafından bu giderlerin yapılması ve gelirlerin toplanması için verilen izindir” biçiminde tanımlıyor.
Bütçe genel anlamda ise “gelecek faaliyet dönemi için, işletmenin amaçlarına, hedeflerine ve işletme politikalarına uygun olarak işletme yönetimi tarafından hazırlanan gelecek dönem faaliyetlerini ve sonuçlarını parasal ve sayısal olarak ifade eden raporlara
bütçe deniliyor.
İşletmeler, hazırladıkları bütçeler sayesinde, amaçlarını ve hedeflerini belirliyor. Amaç ileriye dönük önlemler almaktır.
Eldeki imkanlarla neler yapılacağı tespit edilir. Daha akılcı ve sağlıklı sonuçlara ulaşma hedeflenir. Sahip olunan kaynakların en iyi şekilde kullanma olanağı sağlanır. Böylece yönetim sağlıklı olur ve gelir giderler sürekli kontrol altında tutulur.
Devlet yönetiminde de durum böyledir. Devleti idare eden hükümetler hazırladıkları bütçe ile neler yapacaklarını, nasıl yapacaklarını belirli bir plan ve program dahilinde hazırlarlar. Amaç halka en iyi şekilde hizmeti sunabilmektir.
Hükümet geleceğe ait mali plan ve programı önceden hazırlar. Buna devlet bütçesi denilir. Uygulamadan sonra kesin hesaplar ortaya çıkar ve onaylanır. Bundan sonra ilan edilir.
KKTC Meclisi de kaç günden beri Bütçe görüşmelerini tamamlamak üzere toplanıyor. Yeni kararlar alıyor, yeni fikirler üretiyor.
Amaç yılı en iyi şekilde atlatabilmek. Bütçede açık vermeden gelecek yıla rahat girebilmek.
Tabii tüm bunlar uzmanlık isteyen konular. Bu işlerle uğraşan kişilerin işin ehli olması gerekiyor. Yani bu işlerden anlayan uzman vekiller olması gerekiyor.
Muhakkak meclisteki tüm vekillerin bu konuda uzman olmasını bekleyemezsiniz. Hükümet eden partinin bu alanda güvendiği, güvenebileceği uzman kesim mutlaka vardır.
Peki bu işin uzmanı olmayan vekiller, bu görüşme sıralarında neler yapıyorlar? Nelerle uğraşıyorlar? Halkın yararına olabilecek şekilde ne gibi projeler üretiyorlar? Eee ne de olsa o koltukları boş yere işgal etmeye gitmediler meclise. Mutlaka bir şeyler yapacaklardır.
Ama gelin görün ki durum hiç de öyle göründüğü gibi değil. Görüşmelerin yapıldığı anda bazı vekillerin de canı sıkılıvermiş. Oraya ne amaçla gittiklerini unutuvermişler. Milletin vekilleri olduklarını, devleti yönetmek için orada olduklarını bir kalem hatırlayamamışlar.
Bu iddiaları ben ortaya atmadım. Dün bir gazetemizde, bu konu ile ilgili “Baykuş” adlı köşede şu ibareler yer alıyordu: “KKTC Meclisi′nde bütçe görüşmeleri yapılırken, canları sıkılan CTP′li bazı milletvekileri oyun oynadılar. Baykuşlarımın getirdiği haberlere göre CTP′li miletvekillerinden Okan Dağlı, Arif Albayrak, Nazım Beratlı, Ahmet Gülle, Ali Seylani ve Alpay Afşaroğlu bütçe görüşmeleri yapılırken, laptoplarını çıkararak fal bakmaya ve chat yapmaya baladılar. Buradan bu milletvekillerine sesleniyorum; Sayın milletvekilleri bu devlet size halkın cebinden milyarlarca lirayı fal bakıp chat yapasınız mı diye veriyor? Meclis′te sizin yapacak başka bir işiniz yok mu”
Gerçekten bu haber beni de düşündürmeye başladı. Alıntı yapılan bölümde hiçbir yorum yapmadım. Gazeteden olduğu gibi yayınladım.
Bu vekillerimizin mesleklerine baktığımızda kimilerinin doktor, kimilerinin araştırmacı yazar, kimilerinin de sendikacı olduklarını görüyoruz. Belki mecliste hasta vekil olmadığından muayene edecek birilerini bulamadıkları için canları sıkılmıştır. Bütçeden de anlamadıkları için vakit geçirmek adına lebtoplarına sarılmışlar ve “gelecek seçimlerde tekrar seçilebilecek miyim?” diye fal açmaya başlamışlar.
Eh ne de olsa çağımız iletişim çağı. Bilgisayar hayatımızın artık vazgeçilmez bir parçası. Kimbilir belki de Sayın Arif Albayrak yazdığı son şiiri Sayın Dağlı’ya göndermiştir. Veya arka sıralarda kalan Sayın Ali Seylani ile chatleşmişlerdir. Nazım Beratlı Yenidüzen’de yayınlayacağı son yazısı hakkında arkadaşlarından yorum almıştır.
Oh ne güzel. Hani derler ya “On dönüm bostan, yan gel yat Osman!” Böyle devlet yönetmeye, böyle vekillik yapmaya can kurban.
Sevgili vekiller, Sayın kardeşlerim! Galiba siz Kadem’in anketlerini daha duymadınız. Tumba gidiyorsunuz. Yüzde 15 oy kaybına uğramışsınız. 30’lara, 20’lere düşmüşsünüz. Böyle giderseniz o koltukları daha çok görürsünüz. Oralara oturarak gelecekle ilgili fallarınıza daha çok bakarsınız.
Vatandaşın imanı gevremiş. Herkes sokaklara dökülmüş. Bütün fertler isyan ediyor. İşçi, memur, esnaf, köylü kan ağlıyor. Siz de ne güzel icraatlar yapıyorsunuz öyle!
Yorum Yaz | Yazdır | Arkadaşına Gönder
|