6 Ocak 2009, Salı

 
Haberler
YAZARLAR
ANA SAYFA
GÜNCEL
HABERLER
EKONOMİ
DÜNYA
SPOR
MAGAZİN
KÜLTÜR/SANAT
FALINIZ
SAĞLIK
OTOMOTİV
   






 


Hakan YOZCU / Eğitim yine sektelerde

13 Mayıs 2008 23:24

Eğitim Yine Sektelerde
Eğitim sekteye uğradı. Dün yine okullarda in cin top oynadı. Dün yine haberleri dinleyemeyen öğrenciler, okula ders yapmak amacıyla boş yere okula gitti.
Çünkü dün yine grev vardı. Dershaneler boştu. Sıralar boştu. Öğretmenler okulda sadece sohbet ettiler. Kimileri de sorunu masaya yatırıp çözüm bulmaya çalıştılar.
Sendikanın iddiası “Çalışanların haklarının yenmesi” yönündeydi. Sendikaya göre Öğretmenler yasasındaki 25. maddeyi hükümet kaldırarak öğretmenin hakkını yemişti. Verilen yasal bir hak, kanunsuz bir şekilde geri alınıyordu. Yasada “Kıdemli öğretmen tefsiri kaldırılmak suretiyle değiştirilir” deniyor. Öğretmenler yasası madde 89: “Kıdemli öğretmen statüsünde olan ve olumsuz sicil almayan veya bu yasanın 90. maddesinin (21.) fıkrası tahtında disiplin cezaları Kamu Hizmeti Komisyonunca sicil dosyasından silinen öğretmenin fiilen maaş çektiği baremde, barem içi artış miktarının 1.20 ‘si kadar bir miktar, aylık brüt maaşına ilave edilir. Bu ilave edilen miktar emeklilik amaçları açısından dikkate alınmaz. Kıdemli öğretmenin olumsuz sicil alması halinde bu fıkra kapsamından yapılan artış durdurulur.” şeklindedir.
Bu konu ile ilgili olarak KTOEÖS Mali sekreteri Sedat Kılıç’ı aradım. Görüşlerine başvurdum. Sayın Kılıç’a göre “Çalışanlara yeni haklar elde etmek sendikaların temel görevidir. Hükümetlerin de görevi imkânların el verdiği ölçüde bunları yerine getirmektir. Bu sene mali protokolde de bu hükümet çalışanlara hiçbir şey vermeyip, her şeye astronomik zamlar yaptı. Öğretmen de bu ateşten kendine düşen payını almıştır. Bununla yetinmeyen hükümet, son yaptığı çalışma ile de öğretmenler yasasının 25. maddesinde kıdemli öğretmenin tarifini yapmış 89. maddede de bununla ilgili öğretmenin ödüllendirilmesi adı altında açılım yapmıştır. Şimdi geçirdiği bu yasa ile öğretmenin var olan bu hakkını ortadan kaldırmıştır.
20 yılını dolduranlar bu haktan yararlanır. Bu yasa kaldırıldığı takdirde bütün öğretmenler zor durumda kalır. Bu nedenle ilerde öğretmenlerin mağdur kalmaması için böyle bir eyleme gittik. Hükümet bu yasayı hukuka aykırı bir şekilde kaldırdı. Şu an için belki bu yasaya uyan öğretmen sayısı az olabilir. Ama önümüzdeki yıllarda binlerce öğretmenin hakkı yenmiş olacaktır. Biz, bu grevle geleceğimizi güvence altına almak istiyoruz.” dedi.
Peki, bu yasa kimlere verilmişti? (Öğretmenler yasası 3. kısım) İlköğretim kurumlarındaki ilkokul öğretmenleri ile özel eğitim okullarındaki öğretmenlere ilişkin kurallar. Tefsir 15 60/2005 “Kıdemli öğretmen” Bakanlığın eğitim kadrolarında kadrolu öğretmen olarak atanmış olup, öğretmen bareminin son kademesinde 2 yıl çalışmış olan öğretmeni anlatmaktadır.
( Öğretmenler Yasası 4. Kısım) Orta, mesleki ve teknik öğretim okulu öğretmenlerine ilişkin kurallar. Tefsir 25 60/2005 “Kıdemli Öğretmen”, öğretmen bareminin son kademesinde 2 yıl çalışmış olan öğretmeni anlatır”
Peki kimden hak alınmıştır? Resmi gazete ile sadece tefsir 25 kapsamındaki öğretmenlerden alınmıştır. Bu gün sadece orta eğitim kurumlarında çalışanlardan. Ve sendika bunun için soruyor? “Öğretmene bu kin ve bu nefret niye?” “Bunlar çalışanımız değil midir? “Emeğin en yüce değer olduğunu unutup 1 Mayıs’ı bölen kimdir?
Cevap da yine Sendikadan geliyor. KKTC Meclisi İdari ve Sosyal İşler Komitesi üyelerini ifade ederek onların sosyal Güvenlik Yasasını geçirenler olduğunu ve onların öğretmenlerin aşına göz koyanlar olduğunu belirtiyor.
İşin ilginç yanı da Sayın Ahmet Barçın’ın eski KTOEÖS Başkanı olması ve Ali Seylani’nin de eski sendika ağası olması. Yani kendilerinin içinden çıkan şahıslar.
Peki, bu kişileri meclise taşıyanlar kimdi? Meydanlara dökülerek “statüko yıkılacak” diyenler kimdi? Daha da önemlisi her iki kişiden biri, bu belirtilen isimlere oy vermedi mi? Yani Sendika yöneticileri de bu kişileri sırtlarında taşıyarak o koltuklara taşımadı mı?
Kuyuya attıkları taş, sıçrayıp kendi başlarını yarıyor. Bunun anlamı o. Başka bir şey değil.
Bir de öğretmen arkadaşlardan LAÜ’deki olayların kendilerini neden bu kadar etkilediklerini duydum. “LAÜ’deki üç beş üyenin binlerce öğretmeni zor durumda bırakması doğru mu diye?” soranlar oldu. Ben de bu soruyu Sayın Kılıç’a yönelttim.
Kılıç “Bu LAÜ’nün kendi iç sorunudur. Oradaki sorun, orada çalışanları bağlar. Orta eğitimdeki üyelerimizle bir ilgisi yok. Oradaki tepkimiz Adnan Eraslan’ın tutuklanması ve yönetim kurulunun tartaklanmasına idi. Greve gitme sebebimiz buna bir tepkiydi. “ dedi.
Evet, İşin özünde yine hükümetin çalışanın hakkını yemesi var. Sendikanın iddiasına göre “Onlar, el altından, gizlice ve kasıtlı olarak orta ve mesleki teknik öğretim okulu öğretmenlerinin, öğretmenler yasasındaki kıdemli öğretmen tefsiri 25’i iptal ederek 12,276 YTL’sini çaldılar.”
Ne diyelim. Bunları o koltuklara siz taşıdınız. Ceremesini de çekmek sizlere düşer. Ama onları da oradan atmak yine sizlerin görevi olmalıdır…

Yorum Yaz | Yazdır | Arkadaşına Gönder

Çamaşır İpi
Utanmayı attılar!
“Daha fazla özgürlük” diye iktidara kurulanlar, sendikaları kapamak, verilmiş hakları geri almak, eşel mobil sistemini yok etmek, eşit eğitim hakkını buharlaştırmak, devlet gelirlerini ...
LOTTO
MILLI PIYANGO
Anket
Erken seçim sizce ne zaman olur?
2008de
2009da
2010da
Fikrim yok






© All rights reserved 2005 Güneş Gazetesi. Powered by Last Digital