19 Kasım 2008, Çarşamba

 
Haberler
YAZARLAR
ANA SAYFA
GÜNCEL
HABERLER
EKONOMİ
DÜNYA
SPOR
MAGAZİN
KÜLTÜR/SANAT
FALINIZ
SAĞLIK
OTOMOTİV
   






 


Saklaya Saklaya Su Bulunur... Ezcan Özsoy

29 Mayıs 2008 01:25

YAZIYORUM

Bu Pazar günü evde dinleneyim diye koltuğa uzanmıştım… Televizyonda belgesel programları izlemeyi severim… Yaşım 47’ye dayandı ancak öğrenmenin yaşı yoktur diyerek bu belgeselleri bir çocuk gibi izlerim… Yıllar önce hocalarımızın bizlere şöyle kıyısından köşesinden girip anlattıkları konuları pekiştirme şansı bulurum… Hele bir de araştırmacıların görsel efektlerle zenginleştirdiği program olursa…

Bütün bunların arasında bizim çocukların “pazar cıvıltıları”, hanım da “Pazar temizliği” ile televizyonun önünden gelip geçerken yarattığı engellemeyle televizyon zevkimi darmadağın ederler…

Dünkü günde eşim Goncegül’ü elinde birkaç kez tas dolusu suyu dışarı taşırken farkettim… Meğer sebze, meyve ve ufak tefek şeyleri çalkaladığı suyu kanalizasyona dökmeyip de, göz zevkimiz için birkaç kök bahçeye ektiğimiz bitkilerin köküne döküyormuş…

“Hah şöyle!” dedim kendi kendime… Yıllardır verdiğim mücadele haklı yerini bulmuş… Zaten eşimin çamaşırları ve bulaşıkları biriktirip makinede bir seferde yıkamasından, çoluk çocuk herkesin elini yüzünü yıkarken, dişlerini fırçalar ve traş olurken çeşmenin az açılıp “suyu idareli kullanın” yaklaşımından ve hatta “bana kahve yaparken yanındaki suyu bile yarım bardak koymasından” anlamıştım ona benden birşeyler bulaştığını…  Kuzey Kıbrıs Çevre ve Kültür Mirasını Koruma Vakfı, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Mimarlar Odası ve diğer sivil toplum örgütleri bünyesinde ve de basın camiasında yürüttüğüm çevreci anlayışa eşim benden de baskın çıkmış… Benim yaptıklarım, yazdıklarım, sözde ve yazıda kalırken hanım benden daha “ÇEVRECİ” kesildi… Sevindim… Gurur duydum… Herkes birkaç kişiyi etkilese şu küresel ısınmanın yol açacağı kuraklık ve su kıtlığına çözüm bulunur… Eskilerin şimdiki gibi boru ve kanal imkanları yoktu… Kışın yağan yağmursuyunu bile sarnıçlarda saklayıp kullanırlarmış… Yeraltı sularının uygulanan betonlaşma bilinçsizliği ile kirlendiği ve hatta yok olduğu günümüzde yapılacak çok şey var…

Yıllar önce hocalarımızın bizlere anlattığı “Damlaya damlaya göl olur” atasözünden yola çıkarak “Damlaya damlaya yok olur” politikasını üreten ve toplumu bilinçlendirmeye çalışan Çevre Bakanlığı sloganlarına bir de biz ekleyelim… Özellikle har vurup Harman savurmadan, bilinçsizce harcamadan, gerektiği anda su bulmak isteyen herkese sesleniyorum  “Saklaya saklaya su bulunur”

 

GÜLÜYORUM

Öldü dedim

Bush ile şoförü bir köy yolunda araba ile gidiyorlarmış. Birden bir evin önünde önlerine bir tavuk çıkmış ve şoför frene zamanında basamayıp ezmiş.

Bush şoförüne,

-“Gidip sahibinin zararını ödeyeyim bari”demiş ve eve girmiş. 1-2 dakika sonra üstü başı yırtılmış halde dışarı çıkmış.

Şoförü

-“Başkanım ne oldu size?” demiş.

Bush:

-“Ben G. W. Bush, tavuk öldü  dedim, adam çok fena kızdı, verdiğim parayı da kabul etmedi ve saldırdı” Demiş.

Tekrar yola koyulmuşlar ve bu sefer başka bir evin önünde önlerine aniden bir keçi çıkmış ve bunu da ezmişler.

Bush şoförüne tekrar;

-“Gidip sahibinin zararını ödeyeyim, demiş ve eve girmiş. Birkaç dakika sonra,yine üstü başı dağılmış vaziyette çıkmış ve şoförü tekrar sormuş;

-Başkanım ne oldu?

Bush:

-“Eve girdim, ben George W. Bush, keçi öldü dedim, keçinin sahibi delirdi ve tekme tokat girişti” demiş.

Tekrar yola koyulmuşlar ve bu sefer bir evin önünden geçerken önlerine aniden bir domuz çıkmış ve bunu da ezmişler. Bush bu sefer şoförüne dönmüş ve

-“Bu sefer sen git, ben bıktım artık”,demiş.

Şoför korka korka eve girmiş ve Bush beklemeye başlamış . Dakikalar geçmiş ama şoför evden çıkmak bilmemiş.

Nihayet uzun bir süre sonra elinde çeşit çeşit hediyelerle kapıda ev sahibi tarafından uğurlanarak dışarı çıkmış.

Bush merakla şoföre dönmüş ve

-“Ne oldu neden bu kadar geciktin ve bu hediyeler nedir?” diye sormuş.

Şoför:

-“Ben de bişey anlamadım. Eve girdim ve ev sahibine sadece, Ben Bush’un şoförüyüm, domuz öldü dedim”

 

YORUMLUYORUM

Talat Hristofiyas görüşmesinin amacının “diyalogun dayandığı temelin yinelenmesi olduğunu ve tek egemenlik, tek vatandaşlık yönündeki tezlerinin değişmeden kaldığını” vurgulayan Hristofidis’in söyledikleri yalanlanmazsa ! “Kabul edip masaya oturmaya devam ediyoruz” demektir.

 

Yorum Yaz | Yazdır | Arkadaşına Gönder

Çamaşır İpi
Utanmayı attılar!
“Daha fazla özgürlük” diye iktidara kurulanlar, sendikaları kapamak, verilmiş hakları geri almak, eşel mobil sistemini yok etmek, eşit eğitim hakkını buharlaştırmak, devlet gelirlerini ...
LOTTO
MILLI PIYANGO
Anket
Erken seçim sizce ne zaman olur?
2008de
2009da
2010da
Fikrim yok






© All rights reserved 2005 Güneş Gazetesi. Powered by Last Digital